02.2020

Geçmişimin varisiydim o güverteye ilk adım atışımda, ve başka hiçbir şey değil. 

Geçmiş günlerin kargosunu taşıyan bir muhbir; kendi kaderi hakkında söylenecek son sözü duymak üzere sürgüne hapsedilmiş. Zihnimde dolanan hayaletler geçerdi gözlerimin aynasından. Her anımı avlayan, her eylemimde utançla lekelenmiş anımsamaları suratıma çarpan, en berbat karabasandan daha dehşet verici korkunç suratlar… 

Eğer bir ruhum vardıysa o zamanlar—eğri büğrü kemiklerimin üzerini örten incecik bir parça kanlı deriden ibaret—karanlık bir köşede çaresizce kıvranan küçük bir bedendi. Fakat inanmıyordum o zamanlar. 

Ruh dedikleri bir çocuğun nefesiydi bizden habersiz içimizde esen. Benim çocuğum ise o hayaletli bataklığın içinde kaybolmuştu. Bilincimde kalan son gücü, topraklarımı ve insanlarımı arkada bıraktığım ve gemiye bindiğim günler izledi. Tarih sayfalarındaki sayısız deniz macerası ve özgürlük arayışından farklı olacak olan o günler. Vadedilmiş bir ülkeye uzanan bir sürgün.

Gemiye ilk ayak bastığımda bir muhbirdim, indiğimde ise belki de hiç var olmayacaktım. 


Discover more from POEMS BY NIGHT

Subscribe to get the latest posts sent to your email.